24 Haziran 2011 Cuma

Merhaba Çok Çok Uzaklar

               Selam size Aşık Kalem'imin az ama öz okuyucuları.Bir baktım da bugün 633 defa tıklanmışız.Hadi 133 tık benim olsun da geriye 500 tık kalıyor.Reklam yapmadığıma,kimseye zorla okutturmadığıma göre net 500 benim için büyük ve önemli bir sayı.Küçümsenebilir ilerki zamanlarda sayı giderek artarsa tabii.Temmennimiz ve isteğimiz bu yöndedir.Ama yine de 500'ün hakkını yememek gerek,sonuçta bu benim ruh halime göre anlık çiziktirdiğim bi nevi sanal günlüğüm ya da her ne karmaşaysa :)

             Eh biraz ahvalimden söz etmenin zamanıdır öyleyse.Yani söz etmemi gerekli kılan sağlam sebepler mevcut heybemde.Zaman içerisinde onları birer birer toplayıp attım heybenin içine.Toplarken durup da bakmaya vakit ayıramadığım,hayata yeniden başlayabilmem için heybenin içindeki sebepleri çıkarıp da önüme seremediğim onca zaman...3 yıl arkadaşlar...Az buz değil!..Ömrümden çaldığım koca 3 yıl...Belki de önümde yaşamak için bir 3 yıl daha yok.Ya da bundan sonra attığım adımları daha sağlam atabilmem için bu zamanı böyle geçirmek gerekliydi her şeyden çok.Düşünceler iyimserliğe göre değişir durum için. 

             Şimdi konudan sapıyorum...Biraz aykırılıktan kimseye zarar gelmez,değil mi? Yazının orta yerinde şarkı paylaşmak adetim değildir.Ama istiyorum ki artık eskisine göre farklı dursun yazılarım da.
                
                                                Celine Dion - New Day Has Come                          





                      
                                          Dinlerken paylaşmak istedim...Paylaşmak güzeldir...

                Yazıya kaldığımız yerden devam edelim efendim,kızmayınız lütfen...Yazının gidişatını bile değiştirebiliyor bazen dinlediklerim.Bencillik etmek istemedim.

                Nerde kalmıştık? Hah! Tamam! Sözün özü 3 yılım eğitim,sosyal ve aile hayatımdan mahrum bir şekilde geçti.Tembelliğin daniskasını yaptım.Oblomovluk ki hem de nasıl.Çok üzüldüm,çok ağladım,depresyonu koza gibi dört bir yanıma sardım.İçinden elbette farklı bir şekilde çıkacaktım o kozanın.Uyku hapları...Depreksler...Prozaclar...Kozanın içerisindeyken ana besin maddelerim.Haliyle epey bir kilo kaybım oldu,en mutlu günlerimden boşluğa düşeli...13-14 küsür kilo kaybettirdi bana oblomovluk,oblomovun tersine...

                 Burda çiziktirdiğim her satır o kozaya geçirdiğim tırnaklarımdan biriydi.Biliyorum ki kabullenemeyişlerim,itirazlarım ve isyanlarımın hepsi o kozayı parçalamama yadımcı olan şeylerdi.


                 Şimdi bitti...Kelebek miyim diye sorarsanız,cevabım hayır henüz değilim.Yine de onca şeyin ağırlığı var.Birileri söylerdi hep hani ''zor olacak,çok zor olacak lakin atlatacaksın''da inanmazdım.
Oluyor,depresyon da geçiyor,aşk da,acı da.Fakat bizim kozamız kelebeklerinki gibi ipekten değil,camdan.Kırıp çıktığınızda elbette izi,yarası kalıyor.Bana göre kalmalı da,geçip gittiğini kendi gözlerimizle görerek inanmamız için gerekli.

                      
                  Kendi kendime endişe edip,kendi kendimi teselli ediyorum ''Aşık Kalem'in işi bitmiş olabilir mi?'' diye,''hiç biter mi?!'' Procaclara,ataraxlara devam...Gün yeni ışıdı benim için,ışığın büyüsüne öyle hemen kanmak olmaz.Hayatımı yoluna koymaya ya da kaldığım yerden -keza bi süredir hayattan istifa ettiğimi düşünüyordum-devam etmeye niyetliyim.Her ayrıntıyı,sorunu halledene kadar da Pollyanna olmayacağımı biliyorum.

                   Bir hafta boyunca buraya yazmayı özlediğimi itiraf edebilirim sanırım.Ama yine de vazgeçmek yok,mücadeleye devam.Kazanana kadar geçen sürede yazmayı aksatacağım.Bilginize çok değerli okuyucularım...

                  Kucak dolusu sevgiler Aşık Kalem'den...

P.S: 633 için teşekkürler :)

3 Haziran 2011 Cuma

Günün Tavsiyeleri -2

      Aşık Kalem'den 2. Moda Göre Müzik Tavsiyesi.


 1.ÜZGÜN MOD : Daha evvel çokça söylediğim üzere üzgün mod benim favori modumdur.Ve bu moddayken alternatifim de çoktur.Ama bu şarkı sözleriyle o kadar çok şey ifade ediyor ki ve tınısıyla,gitarın arpeji içimde atılır sanki.Her şeyden öte dinleyince hep şunu düşünürüm; ne güzeldir bir insanın bir insana ''and after all,you're my wonderwall'' demesi...
       
                                  Ryan Adams - Wonderwall                              


2.MUTLU MOD :  Bu şarkı benim çok sevdiklerimden yine.Mutlu moddayken özellikle mutlu bahar sabahlarında,otların çayırların arasında mutlu mutlu koşuştururken kulağınıza yakışır.


                                 Missy Higgins - Steer

3.HİPERAKTİF MOD : Evet sound'unu çok çok beğendiğim şarkılardan bir tanesi.Açıklamaya gerek yok pek dinlerken zaten hiperaktif oluveriyorsunuz :)

                                 Goldfinger-Counting the days


4.ASABİ MOD :  Kesinlikle sert kesinlikle kızgınlığa iyi geliyor.Test edildi,onaylandı.

                                 Bullet For My Valentine-Tears Don't fall


5.AĞLAK MOD :  Bazen ağlayamadığımda açar şarkımı gözyaşlarına boğulurum.Benim lise sıralarından bu yana ne zaman ki bu mod içerisindeysem hep kulağımda olmuştur birazdan paylaşacağım şarkı.Girişteki yağmur sesi zaten sel olacak gözyaşlarının habercisi rolünü üstleniyor.

                                  Theatre of Tragedy- A Distance There is

6.DİNGİN MOD :  Üzgün modda paylaştığım Wonderwall şarkısında olduğu gibi bu şarkıyı da ilk seslendiren paylaşacağım versiyonundaki sanatçımız değil.Böylesi şarkıların pek çok yorumlayanı oluyor.Ben bu bayanın sesini ve yorumu çok beğendiğimden bu versiyonu paylaşacağım.Şarkı kült zaten bilenler bilir.Dingin mod için gayet uygun bulurum.

                                 Kate Voegele - Hallelujah

7.AŞIK MOD : Umut dolu aşıklar için gelecek bu şarkı.Yine bir kült,kuş cıvıltılarının iç gıdıklattığı şaheser.Severim kendilerini ama aşkın böylesi mutlu evresini atlatalı çok oldu,diliyorum yine bir zaman yeniden bu gibi şarkılara neşeyle katılacağım günler gelir.

                                Minnie Riperton - Loving You

8.NÖTR MOD :  Kendileriyle daha önce Lost dizisinde tanışmışsınızdır,soundtracklerinden kesinlikle en sevileniydi.Ben severim,hepimiz severiz.Bu mod için gayet uygundur diye düşünüyorum.

                                Mama Cass Elliot- Make Your Own Kind of Music

9.HOPPA MOD : Bu modu sevmem demiştim lakin paylaşacağım şarkı fikrimi değiştiriyor arkadaşlar.Bugünlerde doğum günüm oldu,haliyle hoppa moddaydım ve bugüne kadar sabah akşam bu şarkıyı dinleyip koptuk.Çok hoşuma gitti,gider gitmez de mp3 çalarımın değişmez listesine ekledim :)
                              
                                Robyn - Call Your Girlfriend                              


-------------------------


                              Şimdiiiiiii bir de ne yapıyorduk bakalım? Günün şarkılarını sıraladıktan sonra günün modunu belirleyip şarkımızı videosuyla paylaşıyor,bulabilirsek çevirisini de ekliyorduk.Ama bugün ruh halim çok karışık,aralarında sıyrılan yok mod olarak.Belki yine aynı moddan olacak ama,''wonderwall'' benim çok kıymet verdiğim bir şarkı.

                                                  
                                              Ryan Adams - Wonderwall
            
                                              
                             
Today is gonna be the day that they're gonna throw it back to you
Bugün sana geri fırlatacakları gün olacak

By now you should've somehow realized what you gotta do
Şu an itibariyle ne yapman gerektiğini bir şekilde farketmiş olmalıydın

I don't believe that anybody feels the way I do about you now
Şu anda kimsenin senin hakkında benim gibi düşündüğüne inanmıyorum

Back-beat the word was on the street
Arka-vurgu, sözler sokaktaydı

That the fire in your heart is out
Kalbindeki ateşin dışarı çıktığına dair

I'm sure you've heard it all before
Eminim hepsini daha önce duydun

But you never really had a doubt
Ama hiç şüphe etmemiştin

I don't believe that anybody feels the way I do about you now
Şu anda kimsenin senin hakkında benim gibi düşündüğüne inanmıyorum

And all the roads we have to walk along are winding
Ve yürümek zorunda olduğumuz tüm yollar dolanbaçlı

And all the lights that lead us there are blinding
Ve bizi oraya götüren tüm ışıklar kör edici

There are many things that I would like to say to you
Sana söylemek istediğim birçok şey var

But I don't know how
Ama nasıl söylesem bilemiyorum

Nakarat :

[ Because maybe
Çünkü belki

You're gonna be the one that saves me
Beni kurtacak kişi sen olacaksın

And after all
Ve sonuçta

You're my wonderwall
Sen benim tek varlığımsın(dayanağımsın) ]

Today was gonna be the day but they'll never throw it back to you
Bugün öyle bir gün olacaktı ama asla sana geri fırlatamayacklar

By now you should've somehow realized what you're not to do
Şu an itibariyle ne yapmaman gerektiğini bir şekilde farketmiş olmalıydın

I don't believe that anybody feels the way I do about you now
Şu anda kimsenin senin hakkında benim gibi düşündüğüne inanmıyorum

And all the roads that lead you there were winding
Ve seni oraya götüren tüm yollar dolanbaçlıydı

And all the lights that light the way are blinding
Ve yolu aydınlatan tüm ışıklar kör edici

There are many things that I would like to say to you
Sana söylemek istediğim birçok şey var

But I don't know how
Ama nasıl söylesem bilemiyorum

Nakarat
[ Because(Çünkü) yerine I said(Dedim ki) ]


P.S: Şarkının ilk versiyonu Oasis'indir.Fakat ben Ryan Adams yorumunda çok ayrı bir tat bulurum.Kilit söz ''wonderwall''
Aşık Kalem İyi Dinlemeler diler...

2 Haziran 2011 Perşembe

Günün Tavsiyeleri'ne Giriş (Bahaneler :P)

                Tamam tamam biliyorum puuff! günlük tavsiye olmaktan çıktı aylık oldu bu kısım.Tabii baştaki düşüncem sizi temin ederim bu değildi.Bunu günlük olarak hazırlamak gerçekten çok zor.Neden mi? Vaktimin çoğunda bunalım takılıyorum,ahh bir bilseniz bişeye odaklanmakta ne kadar zorluk çekiyorum...İlk olarak zihnim benle kavgaya tutuşuyor,çatışıyoruz kelimenin tam anlamıyla,kendi zihnimin ağır hakaretlerine mağruz kalıyorum ne zaman ki 'tamam kızım artık toparlan ve düşünmen gerekeni düşün' dediğimde kendime.İçimde kaç farklı ses var bilmiyorum,bazen sayamıyorum onları o kadar kalabalık oluyor yani.Geçmişimdeki insanların sesleri,annemin,babamın,kardeşlerimin,kuzenlerimin,arkadaşlarımın...Bunlar yetmezmiş gibi bir de yakama yapışan kendi karmaşık iç seslerim var.Zihnim,iyi sesim(vicdanım),kötü sesim (nefsim),kendi sesim...

                Bir romanda okumuştum kendisiyle asla barışamayan insanların iç seslerindeki karmaşıklığı Hindistanda 'meditasyon' ile çözümlemenin yolu varmış.Hatta okuduğum roman;bayan yazarın depresyon haline nasıl girdiğini ve ondan kurtulma evrelerini anlatan bi nevi günce.(Hayır Siyah Süt değil! Orada anlatılan Postnatal depresyondu,ilk doğum ve annelik duygusunun kadında yarattığı şoku Elif Şafak çok beğendiğim üslubuyla kaleme almıştı yaşayan olarak.) O romanın ismini vermeyeceğim çünkü yazarla feci derecede benzeşiyoruz kişilik olarak.Olaylar karşısındaki tutumlarımız,en sevdiğimiz  lisan,en sevdiğimiz şehir,karşı cins hakkında düşüncelerimiz,aşk hakkında düşüncelerimiz...Şaşırtıcıdır,kadının abartmalarını bile kendime benzetiyorum.Hatta depresyona yakalandığımız yer bile aynı! Banyo! Aynı şekilde hıçkırıklara boğulmuş halde banyo mermerine kapaklanmışız.O sebeple tanımlamalarını el üstünde tutarım bu yazarın.Bir yerde bazı insanların ruhlarının doğuştan sakin olduğunu,bazı insanların ruhlarının ise deli olduğunu yazmıştı kendi ruhu gibi-benim ruhum gibi-.O kendini bulmak için depresyonun fırtınasının da etkisiyle bir yığın ülkeye gitmiş.Hindistanda iç seslerini terbiye etmeyi öğrenmiş ve deli olan ruhunu dinginleştirmeyi.Birkaç aşk yaşamış,başından bir evlilik geçmiş ve en sonunda gerçek aşkını bu seyahatleri sırasında bulmuş.Öyleyse ben de bugün burada saat itibari ile dilemediğim hala geçerli olduğunu düşündüğüm dilek hakkımı kullanıyorum -mumları üflerken aklıma gelmedi kahretsin!- '' Allah'ım,lütfen lütfen! Yalvarırım günün birinde öyle seyahat etmek bana da nasip olsun,sabah 4.30 meditasyonlarına bile razıyım,yeter ki bu deli ruh akıllanıp sussun,yoksa aklımı da delirtecek''

               İşte bu sebeplerdendir ki zaten planladığım,yapmak istediğim çoğu şeyi günaşırı erteliyorum.Bugün yapmak istiyorum ve içimde büyük bir heyecan duyuyorum planladığım şey için,ertesi gün depresyon ve bu deli ruhun da etkisiyle vazgeçiyorum.Kendimde yeterli gücü hiç görmüyorum.Biri bütüün enerjimi bedenimden çekip almış gibi.Öyle ki bu sadece sanal değil sosyal hayatıma da yansıyor.Yazmaktan geri kaldığım kadar,gerçekte çok sevdiğim okumak işinden,pek sevmesem bile okuluma yoğunlaşmak derslerime çalışmak işinden geri kalıyorum  ve - gülmeyeceğinize söz verirseniz itiraf edeceğim-odamdan çıkıp evdekilere 'merhaba'  demeye bile isteğim,bu isteği hissedecek gücüm olmuyor.Beni anladığınızı umuyorum pek değerli blog sakinlerim.

                  Aşık Kalem'in sözü bitmez,ama gücü tükeniyor sanki...Elimden geleni yapmaya çalışacağım yine de.Sevgilerle...