25 Temmuz 2012 Çarşamba

Yönetimde ve Medyada İlgi,Vatandaşta Talep Eksikliği Üzerine


            Dün sabah saatlerinde İzmir-Çanakkale yolundan Menemen'e gelirken demir-çelik fabrikalarına ayrılan yolda bir kalabalık tarafından durdurulduk.Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir ambulans hızla karşı yönden bulunduğumuz yere geldi.Sağımızda telaş içindeki insanlardan bi an gözlerimizi alıp sol tarafımıza baktık,aynı anda yol üzerindeki kanı ve iki bacağı da kopmuş üzerine gazete kağıdı örtülmüş halde duran yaralıyı fark ettik.İnsan refleks olarak kopan bacakların nerede olduğuna bakıveriyormuş,saniyeler içinde onları da seçtik ve yine aynı soruları aklımızdan geçirdiğimize eminim,''Kaza nasıl oldu? '' …

          

               Gün boyunca yaralanan insana ne olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.Sonra bugün her sabah düzenli olarak iş yerine gelen Menemen'in Sesi gazetesini bu olaydan ve gelişmelerinden haberdar olma umuduyla açtım,ne yazık ki siyaset partilerin düzenlediği iftar yemeklerinden, şölenlerden başka yazılmış tek bir kalem yazı dahi bulamadım. Belli ki ''şölen'' endeksli takip ediyorlar gelişmeleri.



                Gel gelelim dünden bu yana o manzaraya şahit olan insanların içini kemiren soruya ''kaza nasıl oldu?''... Medyadan yeterli bilgiye ulaşamadığım için gözlemlerime dayanarak kendi fikrimi söylemek durumundayım,aslında tahmin etmek o kadar da zor değil,sadece aynı yoldan geçerek siz de benzer tahminlerde bulunabilirsiniz.Türkiye'nin en büyük demir-çelik fabrikalarına sahip olan İzmir'de ulaşım büyük bir sorun,kent merkezinde ''Büyükşehir'' olması ilçelerine gereken önemi vermeleri gerektiğini unutturmuş heralde.Bu ilçeler önemli fabrikalara ev sahipliği yapıyorsa,ve devlet onlardan gereken şekilde faydalanıyorsa gerekli üst yapı çalışmalarını en kısa sürede başlatmaları gerekir.Keza nice zamandır başlatmamamış olmaları eksiklik iken,buna devam etmek o yoldan geçen tüm insanların hayatlarını tehlikeye atmaktan başka bir şey değil.



                   O yoldan 1 ay boyunca geçmek zorunda olduğum için değil sadece; her gün geçmek zorunda olan insanlar,muhtemelen demir-çelik fabrikasında çalışırken kaza geçiren o insan ve işçiler için de bu şartları iyileştirmek zorunda olan yetkililere seslenmek istedim.Yolun her iki tarafına adeta serpiştirilmiş fabrikalara ayrılan yol,hem sağ hem de sol şeritten güvenli bir şekilde ilerleyecek olan kamyon ve tır gibi büyük araçlar için yeterli değil. İlçe trafiğinin tamamiyle büyük araç trafiğinden ayrılması gerekiyor. Fabrika giriş-çıkışlarında istihdam edilen ama can güvenlikleri sağlanamayan işçiler için de yolun ihtiyaç olunan yerlerine trafik lambası,yaya geçidi gibi yaya ulaşımının da güvenliğini arttıracak tedbirleri almaları,fabrika yöneticilerinin de azami sayıda servis tahsis ederek böyle kazaların önüne geçmeleri gerekiyor.

24 Haziran 2012 Pazar

Büyülü Şarkılar'ım

                    Müziğin ve kitapların yeri hep ayrı oldu bende.Onların yerine hiçbir şeyi koyamıyorum.Oturduğum yerden var olduğumu,hayatta olduğumu hissettiren her şey var onlarda; melodi ve kelimeler.Bazen ölümden bile bu yüzden korkuyorum.En sevdiğim şarkıları dinleyemezsem n'aparım?

                    En sevdiğim şarkılar listesinden herhangi birine aşeriyorum bir anda. Deli gibi aralıksız yüzlerce defa dinlediğim oluyor.Belki bu normal sayılabilir,bunun bile yetmediği oluyor.Dünya o şarkıyla dönsün istiyorum,tıpkı filmlerdeki gibi hayatımın soundtrack'i olsa ya bir anda! Yolumdaki tüm çakıl taşları hayatımın soundtrack'inin ritmiyle titrese,ağaçlar melodisiyle dans etse,kuşlar back vokal yapsa,bilen bilmeyen herkes bir anda şarkımı söylemeye başlasa ...

                    Ahh o şarkılar! Belki de beni onlar çıldırttı.Bütün suç bende olamaz çünkü.Büyülü olduğuna inandıklarım var,aşık olduklarım,en sevdiklerim,kıskandıklarım... Peki ne yapıyorum ben onlarla? Mesela bazen ilham veriyor yazmadığımda ise beni buna pişman ediyorlar, hiç olmadık zamanda olmadık yerde aklımda olmayan şeyleri hatırlatıyorlar,zihnimi kamyon çarpmışa benzetiyorlar,iki göğsümün arasında taşıdığım o soyut varlığı kalbura çeviriyorlar...


                      Bir gün ben de harika bir şarkı yapacağım derdim küçükken ama müzisyen olamadım.Sonra o çok güzel sözleri yine de yazabilirim dedim,şair de olamadım.Kahretsin,mühendis de olamıyorum zaten.Yüzüm iki avcumun arasında kukumav kuşu gibi oturup düşünüyorum öyle.Ama yine de büyülü şarkılarımdan vazgeçemiyorum işte.Şimdi onlardan birini burada paylaşmak istedim,hadi dinleyelim.

   

                                                   Regina  Spektor- Eet





P.S: Şarkımın sözleri en sevdiğimiz şarkının sözlerini unutmak ile ilgili zaten.Yazıyı baştan sona ''Eet'' ile yazdım.Umarım siz de benim kadar seversiniz onu,sevin ya da :) Sevgiyle...






17 Mayıs 2012 Perşembe

Kendime Armağan

              İşte hepsi bu lanet güzel şarkı yüzünden.Konuyu şarkıya getirecektim de getiremedim.Ben şarkıyı çok ama çok sevdim.Şarkıyı söyleyen kadını da kendime benzettim.Klibi de izleyerek dinlemenizi tavsiye ediyorum.Çünkü klibiyle daha fazla sevdim.Tam beni yansıttığını düşünüyorum şarkının.Sözlerine bayıldım.Klipteki ben olmalıydım! Çok kıskandım tahmin etmişsinizdir.Ben böyle güzellikleri seviyorum,bu
sözleri,bu tınıyı,bu renkleri...




                                                    HİNDİ ZAHRA - BEAUTİFUL TANGO







P.S;Tam bahar aylarının şarkısı.Aşkın,güzelliğin,renklerin... Kanıma girdi benim...

Selam İle Kısaca


                    Buraları pek bi ihmal ettim.Eskisi gibi sürekli boş değil maalesef vakitlerim.Hatta şunu çiziktiriyorken bile ''uyusa mıydım?'' diye geçiriyorum içimden doğrusu.Ben buraya hiç yalan çiziktirmedim,takip ediyorsanız zaten biliyorsunuz demektir dostlarım.
Vaktim yok çünkü daha fazla vakit geçiriyorum kendimle,arkadaşlarımla,ailemle.Geçen sene bu zamanlarda olduğu gibi kendimi odama kapamış,hayat ışıklarını söndürmüş karanlıkla yaşayan Ben değilim.Terk ettiğim ne varsa geri döndüm.Biraz isteyerek biraz da

zorla.

                  Hepimizin başından kötü şeyler geçti elbette biliyorum ama biz; arkadaşlarım ve biz çok kötü zamanlar geçirdik.Hala geçiriyoruz.Telafisi,çözümü olmayan kötülükte.Kahredici,azap verici.Bu yüzdendir ki itiraf etmeliyim benim yaşadığım kalp kırıklığının ardından aşk acısıyla açtığım bu blog,artık içimi dökmek amacından çıkmış oldu.
Yani bir üst seviyesine şahit olunca acının,inanın sadece bloguma yazmak değil gün içinde yaptığım her şey o kadar boş geliyor ki! Anlatmaya çalışıyorum ama anlatamayacağımı biliyorum.Eskisi gibi de ota,kuşa,böceğe bakıp yazamıyorum esasen.Belki bir fırsattı o süreç sonuna kadar kullanmam gereken.Elimden geleni yaptığımı düşünüyorum,çok yazım var hala yarım bıraktığım defterlerin arasında bir yerlerde,çoğunun başlığı bile yok...



                  Neyse,şu zamandan bahsedeyim biraz size.Rahatlayın.Hayatınızın gerçekten sandığınız kadar berbat olmadığını anlayın,eğer en sevdikleriniz ahirette buluşmak üzere henüz terk etmediyse sizi.İşte o ki son durağıdır o çarelerin,gözlerimle gördüm. İnanın eğer bütün sevdikleriniz sizinleyse,Allah birini almadıysa yanına dünyanın en mutlusu olmalısınız. Kucaklaşmaya vaktiniz varken,sevdiğinizi söyleyebiliyorken israf etmeyin zamanı.Zaman akıp gidiyor işte! Hepimiz bir sona doğru ilerliyoruz,bir nihayete...
Sözüm hepimize,bir keşmekeştir ki içinde eriyip bitiyoruz günden güne.Bakıyorum kendime,herkese bir ''en olma arzusu'' almış başını... Kim ne giymiş?,Ne yemiş?,Ne almış?,Kimleymiş?,Nerdeymiş?... Soruların sonu yok ki! Sanki herkes aynı,herkes aynı fabrika çıkışlı.Çoğunluk elini nereye atıyorsa oraya yöneliyor günümüz insanı.Kendince bir yol çizmek kolayına gelmiyor çünkü.Yollar da aynı yere çıkıyor farkında değil...


                  Tekrar neyse,yeterince şikayet ettim.Yine gece yarısını geçireceğim kısaca bir şey çiziktireyim derken.Yarın sınavım var oysa benim.Ahh Allah'ım ne yapıyorum ben?! :) Yine bir şarkı paylaşmak niyetiyle yazayım dedim de nerelere nerelere geldim.En iyisi burada bitirelim şimdi,tekrar vakit bulunca dönerim.Dönene kadar en sevdiklerinizle kucaklaşmış olmanızı diliyorum.Sevgiler karma karışık Aşık Kalem'den!

P.S: Şarkı hemen ardından geliyor :)

30 Mart 2012 Cuma

Elime Yüzüme Bulaştırmış Olmalıyım!

                                Tanrım!,
                          Neden ''Tanrım'' diye hitap ettiğimi biliyorsun.
                          İsyan etmek üzereyim.
                          Yine elime yüzüme bulaştırdım her şeyi,değil mi?
                          Öyle,evet,görünen o ki yine en iyi bildiğim şeyi yaptım... 
                          Oysa o kadar benziyoruz ki senin diğer dibe vurmuş kullarınla.
                          Ben durmadan neden yeni bir kapı arıyorum söyle lütfen,olduğum yeri kabullenmek yerine.

                          Yarım,yarım,yarım... 
                          Elimi attığım her şey o kadar yarım ki! 
                          Bazen eksik. 
                          Bazen tam olana hiç benzemiyor. 
                          Hayatımı benzettiğim bir o kadar kadın...
                          Onların tam yaptıkları bile bende yarım.


                          Tanrım! 
                          Neden ''Tanrım'' diye hitap ettiğimi biliyorsun.
                          Ağlamak üzereyim.
                          Yine iyi gidiyorum derken ters yola saptım,değil mi?
                          Öyle,evet,görünen o ki yine en iyi bildiğim şeyi yaptım...
                          Oysa o kadar benziyoruz ki senin diğer yoldan çıkmış kullarınla.
                          Ben durmadan neden yeni bir yol arıyorum söyle lütfen,gittiğim yolda çıkışı bulmak yerine.


                         Hayır,hayır,hayır....
                         Elimi uzattığım her şey o kadar uzak ki!
                         Bazen yabancı.
                         Bazen ben olana hiç benzemiyor.
                         Hayatımı benzettiğim bir o kadar adım...
                        Şimdi onların izi bile bende yarım.


            Damla Dilan Üçyol
            31.03.2012


                                   

                     Florence + The Machine - Heavy in your arms