13 Ekim 2011 Perşembe

En Dip'ten Not

                     İki gece önce öyle isyan dolu bir yazı yazıyordum ki şuraya,öylesine sitem doluydu ki hiddetim geçince,saatler sonra sakinleşebilince durup okudum.Kendime şaşırdım sonra,sabrım son haddine kadar tükenmişti kalan bir lokma gücümle de boğazım yırtınırcasına ağlıyordum zaten.Keder içindeydeydim ve o gece isyan işini biraz abartmış gibiydim.Herşeyden öylesine bıkmış,usanmış,yorulmuştum ki suçlu arıyordum etrafımda,kızıyordum Yaradan'a.''Beni duyduğuna inanmıyorum artık!'',''Adaletsiz'' diye bağırıyordu içimdeki ses durmadan.Kulaklarımı uğuldatıyordu,nefessiz bırakıyordu beni.

                     Pençelerim olsa,adaletsizliğin kaynağını bulup bir kaplan gücüyle saldırabilirdim,parçalarına ayırana kadar sakinleşemeyebilirdim.1.60 boyumla ben,belki de dünyayı yakmaya yeltenebilirdim.Öfke,üzüntü,keder hisleriyle doluydum tepeleme ve içimde büyük bir ateş vardı ki tüten ciğerimin kokusunu duyuyordum burnumda.Nabzımı hissediyordum şakaklarımda,atmak yerine zonklayan nabzımı...Basınca dayanamayıp oluk oluk fışkıracak gibiydi kanım,parçalayasım vardı damarlarımı...


                    ''Bütün umutlarım parça parça kucağımda,sabrım tükendi,takatim yok daha fazla mücadele etmek için.'' en dip'ten buraya yazdığım cümlelerden biriydi.Yazının başlığını değiştirmedim,zira hala en dipteyim o geceden tek farkım ise artık durumu kabullenmiş olmam.

                
                     Geçirdiğim nöbetlerin belki de en şiddetlisiydi,ardında büyük ölüm gibi bir yorgunluk kaldı tabi.
                
                     Her şeyi olduğu gibi kabullendim.
                     

                  10.10.2011

P.S: Bu yazının bitmiş şekli değil aslında,günlerce tamamlayamadım bir türlü.
                  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder