17 Eylül 2011 Cumartesi

Sahil Günlüğü ''Dolunay''

                Tahayyül eder dururdum hep,eğer bir gün yazmak istemezse şu kalem,şu can diye.Nasıl olabileceğini düşünürdüm,aşk bende durduğu müddetçe.
             
              Ve şimdi...Şimdi ise,yazmayı istemiyor canım...Kalem,dile gelsin de konuşsun istiyorum...Yazmaktan öte yaşıyorum yazmaya-yazılmaya değer,güzel ve tadına doyulmaz ne varsa...Anlatmaya çırpınmak o kadar anlamsız duruyor ki şu safhada...Anlamların,tadın hepsi bende zira...


              Karşımda çarşaf gibi deniz ve gece,dolunay eşliğinde...Ay şavkına karşı çiziktirmek de varmış kaderde.


              Sorsalar karşımdaki denizin sahibiyim,en küçük dalgasına değin...Yuva olduğu tekmil deniz canlısına,yosunlarına,mercanlarına ben sahipmişim,hükmedebilirmişim gibi...Onlar kadar güzel,onlar kadar anlamlıymışım gibi...


              Hayır efendim! Şaka değil bu mutluluk...Kullandığım ilaçların etkisi de değil,burası iyileştiriyor beni.Ciğerlerime doldurduğum hava değil,huzur soluyorum...Terk etmek istemiyorum bu aptal kalabalığı,ne yaptığımı bildiğimi sandırıyor ve amacım olduğunu...

              Gözüme kestirdiğim dalgayla kucaklaşabilmek için telaş duyuyorum artık içimde.Uzun zamandır ilk defa belki de,mutlulukla açıyorum gözlerimi doğan güne.Güneşe teslim oluyorum her gün,denizin koynunda hayat buluyorum,sonra yeniden bedenimi hissediyorum rüzgarın öpüşten yumuşak her bir dokunuşu ile.

              
             Ey aşk! Gece,deniz ve dolunay büyüsünden fazla değilsin şimdi...Acın,sızın,kanın da yok...Üstelik ''ahh min'el aşk!'' diye inletmiyor,göğsümdekini biletmiyorsun.Artık söz ver bana kaysın bir yıldız bu gece ve sonsuz olsun,olsun dileğim.


 13.07.'11
           



                 P.S: Ruh halim tam bir ''flightless bird'' idi şuncağızları çiziktirirken :))
         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder