23 Mayıs 2011 Pazartesi

Merhaba Müzik ile

               Biliyorum,biliyorum çok oldu yazmayalı buraya.Dürüst olmak gerekirse 'yazmayalı' çok oldu arkadaşlar.Uzun zamandır verimli çiziktiremiyor Aşık Kalem.Yazacak bişeyim mi yok? Hayır var elbette,çok şey,çok fazla şey.Sorun; duygularım ,yoğunlaştıramıyorum onları.Pek çok bağırış,akis ile,tam da burada; kafamın içinde...

               Ne çok şey oluverirmiş bizim an dediğimiz kısa zaman kavramları içerisinde oysaki.Üstüne konuşmak,bişeyler anlatmaya çırpınmak an geçtiği üzere öyle zor ki.

               Hani bazı anlar olur,neşeyle yürümektesinizdir ayaklarınız beden değil de tüy taşır gibi,tanıyıp tanımadığınız herkese gülümsemek içinizden gelir,fokurdarsınız neşeyle ve tam o an karşıdan karşıya geçerken size çarpmak üzere hızla gelen kamyonu fark edemezsiniz.O size şiddetle çarpmak,tekerleklerinin altında ezmek üzere gelirken o an o durumu hiç düşünmezsiniz,beyniniz farklı ve anlamsız şeyleri gözünüzün önüne getirir.''Bonibonlar...Rengarenk hepsi de...Onları çok severim...'' Ahh ne kadar komik! Trajikomik mi demeliyim? Gözünüzü hastanede açtığınızda-hayatta kalacak kadar şanslıysanız- sorup durur insanlar ''nasıl oldu kaza?''...Söylemeli mi? Susmalı mı? İçinizden geçirdiğiniz cevap şudur; ''Nasıl anlatmalı bunu size? Ne söylesem eksik kalacak,an'a dönmek mümkün mü? Hem siz,kafamın içinde değilsiniz,ne kadar anlatsam da bunun bana ne ifade ettiğini nerden bileceksiniz? Değil,kafamın içinde değilsiniz!''

               Kelimelerin sustuğu kalemlerin de bunu yazamayıp lâl olduğu anlar vardır.Zamanlar ya da atlatıldıktan sonra.İşkenceye mağruz kalanların çığlıklarının sustuğu anlar gibi,işkence devam etmesine rağmen,can aynı derecede-belki de daha fazla-yanmasına rağmen...Susuşun sebebi acıya alışmak değil,çığlıkların anlamını yitirmesindendir.''Ne kadar tüyler ürpertici şekilde çığlık atsam da,siz aynı acıyı tatmadan-yerimde olmadan bunun ne olduğunu bilemezsiniz.''

                Bu evrede müzik girer araya; ''düz yazı,şiir...Siz olduğunuz yerde duradurun,ben varım.Çoğuna anlamsız gelen kafiyeleriniz,yırtıcı cümlelerinize ben hayat vereceğim tınılarımla.İnsanların başı dönecek,uyuşacaklar sazların ezgisiyle.'' Müzik duyguları ifade etmek için en sağlam yöntem,Aşık Kalem'in ise ilelebet yöntemi duyguları kaynama noktasına getirdiği için.Özellikle böyle an ve durumlarda.Yazamadığımda,konuşamadığımda,tam anlamıyla tıkandığımda yani.

                Durup durup şarkılara ve sanatçılara aşık olmam bundan.Etrafımdaki insanlar tahmin ettiğim üzere bıkmış olmalılar ''işte aşık olduğum şarkı'' diye tanımlamamdan ötürü bir şarkıyı.
Yalan söylemem ama ben,yüzlercesi,binlercesi...Fark etmez,aşığım hepsine...Birine duyduğum aşk da diğerini etkilemez,şarkı bu,çok etkilenirim,çoktan fazlaysa aşığımdır.

                Birazdan paylaşacağım şarkı hem şarkıyı yazandan,hem şarkının yazıldığı insandan,hem müziğiyle,sözleriyle 'aşık olduğum bir şarkı'dır.Bir şarkı paylaşmak üzere bunları yazmam da o kadar ilginç işte.Dinlerken neler hissettiğimi açıklayabilirim böyle ama -siz de kabul edersiniz-aynısını hissedemezsiniz.
             
                                          TORİ AMOS - Virginia



                Şarkıyı dinlerken içimde bir kadın bir de kız çocuğu var.Çocuk;olabildiğine saf,ak pak tenli.Kadın; esmer,kırılmış,hırçın,çığlıkları göğü tırmalayan bir isyankar.Çocuk;bu müzikte döne döne bale yapıyor bembeyaz kıyafetleriyle,şarkıdaki mutlu ezgiye eşlik ederek bir de.Kadın;siyah eteğini ve saçlarını savura savura bir o bahçenin güllerini parçalıyor,bir çayırda papatyaları ezerek koşuyor.İçindeki boşluğu hiç birşey dolduramıyor kadının.Sancısını,hıncını çocuğun masum dansı izlemek bile geçirmiyor üstelik.Bu kadın,Virginia'yı anlıyor.Bu kadın Virgina şarkısını şakıyan melek sesli kadını da anlıyor.Kadın ve çocuk,aynı yere sığınıyorlar şarkı biterken; tüm dünyanın karanlığında yalnızca kendi ruhlarının ışığına,aynı yorganın altında...
                     

                Aşık Kalem gecenin içinden iyi dinlemeler diler.
            
                    

                                 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder